FORUM NETT

ƒσяυм ηєтт---Gerçek Forum Burda...
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt Ol

Paylaş | 
 

 İşte bir tiyatro

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Esqaqe

avatar

Mesaj Sayısı : 69
Kayıt tarihi : 19/03/09
Yaş : 20

MesajKonu: İşte bir tiyatro   Perş. Mart 19, 2009 7:31 pm

BU BOŞ KUBBEDE UNUTULAN HOŞ SEDALAR
Meliha Savaş



Geçenlerde televizyonda izlediğim bir olayda, yanarak ölen eski bir sinemacıyla, ölmeyen ancak yüzünde ve bedeninin her yerinde, ciddi yanıklar olan, eski ve yaşlı bir tiyatrocuyu, Yakup Sarıçam?ı gördüğüm anda, benim yüreğim yanmıştı. Günlük oyalama taktikleriyle yaşayışımızı ve toplumsal yaşamı kökten bozan medya anlayışındaki TV'lerde bu habere çok kısa değinilmiş, diğer haberlere çoktan geçilmişti bile.Ama ben geçemedim?
Hani hayat akarken, bazen, şimdiye uzanan zamanın seyrine ve yaşamlara dalarız ya. İşte birden Yakup Sarıçam ve hayatta olmayan birkaç eski tiyatrocu gözümün önümde canlandı? Onları, hayatlarının sonlarına yakın tanımıştım. Ben de kendimi ifade etmek için çırpınıp dururken sadece gel-geç yolcu misali onların kıyısında duruyordum? Bedenimi acı kapladı. Gözümün önüne gelen görüntüyse onların çok neşeli halleri, gülen gözleri ve gülümsettikleri oldu.
Can sıkıntısının suskunluğunu yaşıyorum. Ve canımın sıkıntısı geçmiyor?
Nedense Aziz Nesin ustanın,"Ölünce defne yapraklarında yaşamalıyım" Dizelerini sessizce söylüyorum. Bu tiyatrocular da, defne yapraklarında yaşamalılar diye içimden geçiriyorum. Ve yıllar öncesine gidiyorum. Yıl 1997. Bizi yaralar bereler içinde bırakan, aydın yakan geçmişinin izlerini unutmayarak, yaşadığım kentten ayrılıp Sivas'a gelmiştim. Sivas Devlet Tiyatrosunun açılışıyla, Sivas'ta tiyatroya merhaba diyen oyuncular içindeydim. O sezon oynadığımız oyunlar içinde, Haldun Taner?in ?Sersem Kocanın Kurnaz Karısı? adlı oyunu da vardı. Ve ben eski tiyatrocuların, sahne üzerinde ve gerisinde acı-tatlı yaşamlarına, bu oyunun içinde yer alarak, onlara can verdiğimizde yakın olabilmiştim. Yüreğimin ve aklımın karışıklığında kendimi kulisten oyunu izlerken yakalıyorum. Oyunun üçüncü perdesi başlıyor. Sahnede Tomas Fasulyeciyan. Bir şarkı söylüyor. Şarkı bittikten sonrada diyorki:
-Ne doğru söylor şu şarkı. Sadece aşkın değil, teatronun da zevki bir an sürer, mihneti ve cefası ise bütün bir ömre yayılor. Gözümün önünde isimsiz oyuncuların geçit töreni var?
Dudaklarımdan oyundan bir şarkının sözleri dökülüyor. ?Hatıralar, hatıralar nerde şimdi o ustalar?? Oyunun finaline gelmişiz. Tomas Fasulyeciyan o meşhur tiradı oynamaya başlamış bile?
-Artık ne sevroş suflör var, ne uyanık Ahmet Fehim, ne de hazır cevap küçük İsmayil. Hepsine Tanrı rahmet eylesin. Dalgacı Holas, şık ve zarif Hıranuş, Virginya zazakyana, Satenik ve kulunuz Tomas Fasulyeciyan da dünya deniştirdik. Bizim de toprağımız bol olsun.
-Zaten Aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır. Yok, olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonra da unutulur gider??
Birden yaşarken unuttuğumuz Yakup Sarıçam ve eski tiyatroculara, onlara, hayatın oynamış olduğu oyunun gerçeklerine dönüyorum. "Hayattan sonra ölümdesiniz ama hayatta iken ölmektesiniz. Ölümün ölmekte olana ettiği ise, ölmüş olana ettiğinden daha acı daha derin, daha can yakıcıdır?" Montaigne. Neyse?
Bütün ömürlerini kar-kış, soğuk-sıcak demeden, Anadolu?nun yollarında geçiren bu isimsiz tiyatrocular, arkalarında elli altmış yıllık bir sanat hayatı bırakmışlardı. Çoğu sessiz sedasız ölüyordu. Kalanlar ise kimi huzurevinin köşesine terkedilmiş, kimi sokakta uyumamak için, barındığı otellerde kalıyordu. Kimi Yakup Sarıçam gibi eş dost yardımıyla yaşıyordu. Ben, bugünlerde bir oyuncu olarak, bulunduğum yerden, yitip giden isimsiz oyuncuların önünde saygıyla eğilirken, belki bir yardımım olur diye Yakup abiye ulaşmak, dokunmak istedim. Bu tiyatrocuları Oktay Güzeloğlu sayesinde tanımıştım. Oktay Güzeloğlu yitip giden ve hayatta kalan bu isimsiz oyunculara sahip çıkmış,"Turne Tiyatrocuları" adlı kitabında hayatlarını kendi ağızlarından akıtarak onları ölümsüzleştirmişti. Ve daha fazla beklemeden, Oktay Güzeloğlu'nu aradım?



* * *


Oktay Güzeloğlu'nu aradığımda, Yakup Sarıçam ve eski tiyatrocularla ilgili görüşmek istediğimi belirttikten sonra, görüştüğümüzde uzunca bir sohbet oluştu. ?Sohbet muhabbetten gelir? Diyerek, bu sohbeti sizlerle paylaşmak istedim. Sürç-i lisan ettiysek affola?
Meliha Savaş- Seni aradığımda Kıyıköy'de olduğunu söylemiştin. Senin yanına geldiğimde, Kıyıköy'lü balıkçılarla konuşuyordun. Ben seninle Yakup Sarıçam?la ilgili konuşmayı düşünürken, birden, Beyoğlu?ndaki bu yangını sordular. Bu nasıl açıklanır. Tesadüf olsa gerek.
Oktay Güzeloğlu- Hayır. Bu tesadüf değil. Senin tiyatrocu olman onlarda bir çağrışım yaptı. Kadın olduğundan, sana soramadılar. "Bir tiyatrocu yanmış" diye, bana sordular. Kesinlikle tesadüf değil.

DİYEREK TİYATRO BİTER....

MELİHA SAVAŞ
Sivas Devlet Tiyatrosu Oyuncusu
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
İşte bir tiyatro
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
FORUM NETT :: Kültür&Sanat-
Buraya geçin: